Mehmet Güleç - Eğitimci Yazar
İZMİR DEPREMİ
Bu içerik 03 Kasım 2020 12:59 tarihinde eklendi ve 419 kez okundu
İZMİR DEPREMİ

Takvim yaprakları 30 Ekim 2020 tarihini,

Saatler 14.51’i gösterirken,

Seferihisar açıklarında, yerin 16.5 km. altında 6.9 büyüklüğünde bir depremle sarsıldık.

Biz depremi yaşayanlar için iki-üç dakika gibi bir zaman dilimi sandığımız sarsıntı, bilim otoritelerince 16 saniye ile ifade edildi.

Evet, bizler için geçmek bilmeyen o zaman dilimi aslında 16 saniye idi...

Ve bu sarsıntı ile onlarca yurttaşımız hayatını kaybederken, yüzlerce yurttaşımızda yaralı olarak hastanelere sevk edildi.

Bu satırları kaleme aldığım an itibariyle ise 102 yurttaşımız hayatını kaybederken 1.026 yurttaşımız ise yaralı olarak hastaneye kaldırılmıştı. 143 vatandaşımızın ise tedavileri halen sürüyor.

Geriye bir sürü yarım kalmış hikâye kaldı.

Geriye kaybedilen canlar, yıkılan binalar ve oluşan enkazdan sabırla çıkarılmasını beklediğimiz umutlar kaldı.

Bu depremden geriye “Sesimi duyan var mı?” çağrıları kaldı.

Bu depremden geriye 3 yaşındaki Elif’in hayata tutunma çabası kaldı.

Bu depremden geriye bir çanta ve çantanın içindeki borç listesi ile bir miktar para kaldı.

Bu depremden geriye depremle birlikte yıkılan ve enkaz altında kalan hayaller kaldı.

Bir sürü hayaller gözyaşları içerisinde toprağa verilmeye başlandı bile.

Bu depremde hayatını kaybeden her bir yurttaşımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Yakınlarına sabırlar diliyorum. Yaralı yurttaşlarımızın ise biran evvel sağlıklarına kavuşmalarını diliyorum. Şu an enkaz altında bulunup da yardım bekleyen yurttaşlarımızın da biran evvel sağ salim kurtarılmasını diliyorum. Bu süreçte gece gündüz uğraşan arama-kurtarma timlerimize de şükranlarımızı sunuyoruz.

Umarım İzmir depremi yaşadığımız son afet olur.

Umarım başka depremlerde yitip giden hayatlara tanık olmayız.

Umarım başka depremlerde yarım kalan hikâyeler olmaz, yıkılan ve enkaz altında kalan hayaller olmaz.

Umarım başka depremlerde enkaz altında kurtarılmaya bekleyen yurttaşlarımız olmaz.

Bu temennileri uzatabiliriz değerli okurlar.

Ancak bu temennilerin, başka depremlerin yaşanmaması üzerine kurulu olduğu gerçeğini unutmayalım lütfen.

Peki, ama bize okullarda “Türkiye bir deprem ülkesi” diye öğretilmemiş miydi?

Evet.

Peki, ama öldüren deprem miydi? Yoksa kurallara uygun inşa edilmeyen binalar mıydı?

Hani şu insanların ömrünü verip de 10 yılda, 20 yılda sahibi olmaya çalıştığı evler,

Ya da sahibi olamayıp sırf kirası uygun diye bulup oturduğu evin enkazı altında kalıp da yardım bekleyen yurttaşlarımızın harabeye dönen binaları gibi…

Bunların hesabını kim verecek?

Birazda bunun muhasebesi yapılmalı diye düşünüyorum artık.

Zira başka canlar yansın, başka ocaklar sönsün istemiyorum.

Bu deprem bize şunu çok iyi gösterdi ki, öldüren deprem değil, çürük binadır.

Kolonları yok edilmiş, kaçak yapılmış, depreme dayanıklı olarak inşa edilmemiş olan yapılar birçok yurttaşımıza ne yazık ki mezar oldu.

Bugünden tezi yok, derhal her belediye başkanının ve konunun muhatabı yetkili isimlerin gerek ulusal gerekse yerel anlamda sorumluluk sahaları nereler ise o yerlerde hangi bina çürük, hangi bina depreme dayanıksız, hangi bina kat sınırını aşmış, hangi binanın kolonları çalınmış tespit etmesi gerekmektedir. Bu bir makam sorumluluğundan ziyade insanlık borcudur. Her yöneticinin bugünden itibaren ilk görevi bu olmalıdır.

Zira bu ülkede depremden dolayı insanlar yaşamını yitirmemelidir artık.

Zira fay hattı olan tek ülke biz olmadığımız gibi deprem yaşayan tek ülkede biz değiliz.

Japonya’da yaşanan depremleri herkes görmekte ve bilmektedir.

8, 9 büyüklüğündeki depremlerde kaç bina yıkılmakta, kaç kişi yaşamını yitirmektedir?

Esas gelişmişlik ölçütü budur…

O halde yıkacak mıyız, güçlendirecek miyiz, kentsel dönüşüm mü yapacağız, biran evvel ACİLEN karar verilmesi elzemdir.

İzmir Depremi bu konuda bir milat olsun.

Bir daha canlar yitip gitmesin.

Kentsel dönüşüm mü yapılacak, kat sınırlaması mı konacak, fay yasası mı çıkacak bilinmez. Ancak istenirse depremin önüne geçilebileceği muhakkak. Yeter ki alınan kararların arkasında durulabilsin ve DENETİMLER gerçekleştirilebilsin. Mesela, kurallara uygun bina inşa etmeyen müteahhit derhal ticaretten men edilsin. DENETİMLER sıkı olsun…

Tekrar ifade etmek istiyorum ki, kanun çıkarmakla iş bitmez. Önemli olan o kanun uygulanıyor mu? İşte maharet bunun kontrolünü yapmakta…

Unutmayalım ki, bazen fayın üstünde yer alan bir bina sağlam kalır ya da bir başka değişle depremin merkez üssü sağlam kalır. Ancak yakınlardaki bir ilçe yerle bir olur. Tıpkı, depremin merkez üssünün Seferihisar açıkları olup da en çok zarar gören ilçenin Bayraklı olması gibi. Neden Balçova’da, Narlıdere’de, Menderes’te hasar yok da…

Neden Bayraklı, Neden Bornova?

Çünkü alüvyonlu arazi üzerindeler (yani zemin kötü). Buralardaki binaların bu derece hasar görmesinin nedeni zeminin alüvyal bir sahadan oluşuyor olmasıdır. Meles Çayının yıllarca taşıdığı alüvyonlarla Bornova Ovası’nı oluşturduğunu unutmayalım. Bir zamanlar bamya ve şeftali yetişen ovadan geriye bir eser kalmadığı ortada. Kıyı ovalarımızın hemen hemen tamamına yakınının alüvyal dolgulu ovalar olduğunu biliyoruz. Tarım alanına ev yapılmaz, yapılmamalı diyoruz…

Peki ama Bayraklı’daki her bina mı kötü durumda?

Elbette, hayır. (Ancak depremden zarar gören ve yıkılan bina sayısının en çok olduğu yer Bayraklı).

Bakıyorsunuz fotoğrafa, Bayraklı’daki bir bina sağlam ama hemen yanı başındaki bir diğer bina yıkılmış.

Neden?

Çünkü bina kötü (en alt katın kolonları sırf ticari amaçlar uğruna kaldırılmış ya da zemin 5 kata müsaade ederken 8 katlı bina dikmekte ısrarcı olunmuş vb…)

Uzun lafın kısası depremin değil kötü zeminin ve yönetmeliklere uygun olmayan inşaatların öldürdüğünü acı bir şekilde bir kez daha görmüş olduk.

Bunu daha kaç kez görmemiz gerekiyor?

Lütfen gerekeni yapalım artık.

 

 

 

 

 

Diğer İçerikler Tümü
EMİRALEM ÇİLEK FESTİVALİ

24 Nisan 2021 15:32

EMİRALEM ÇİLEK FESTİVALİ

EMİRALEM NÜFUSU GİDEREK AZALMAYA DEVAM EDİYOR

05 Şubat 2021 17:47

EMİRALEM NÜFUSU GİDEREK AZALMAYA DEVAM EDİYOR

KOYUNDERE SEMTİMİZİN NÜFUSU 13 BİNİ GEÇTİ

05 Şubat 2021 17:27

KOYUNDERE SEMTİMİZİN NÜFUSU 13 BİNİ GEÇTİ

MENEMEN'İMİZİN NÜFUSU 186 BİNİ GEÇTİ

05 Şubat 2021 12:03

MENEMEN'İMİZİN NÜFUSU 186 BİNİ GEÇTİ

İlçemizin nüfusuyla ilgili önemli detaylar

TARIM ALANLARIMIZ AZALIYOR MU?

06 Nisan 2020 17:46

TARIM ALANLARIMIZ AZALIYOR MU?

MENEMEN'İMİZİN NÜFUSU 180 BİNE YÜKSELDİ

04 Şubat 2020 19:37

MENEMEN'İMİZİN NÜFUSU 180 BİNE YÜKSELDİ