Mehmet Güleç - Eğitimci Yazar
İZMİR VE MENEMEN NOTLARIM-1
Bu içerik 25 Ağustos 2018 15:24 tarihinde eklendi ve 777 kez okundu
İZMİR VE MENEMEN NOTLARIM-1

İZMİR VE MENEMEN NOTLARIM

Ege’nin incisi İzmir.

Güzel memleketim İzmir.

Simite gevrek, çekirdeğe çiğdem denen bu güzel memleketimin ülkemiz içerisindeki ayırt edici özelliklerini yazmaya kalksak galiba yerimiz yetmez, sayfalar dolusu kitap ortaya çıkar. 35 gün süren İzmir saha çalışmalarım esnasında gezdiğim, dolaştığım yerlerle ilgili notlarımı siz değerli okurlarımla da paylaşmak istedim.

SEYREK: Izmir'imizin ve Menemen'imizin Selanik'i diyebileceğimiz Seyrek de birtakım gezi ve gözlemlerde bulundum. Seyrekköylüler Kültür, Dayanışma ve Kalkınma Derneği Başkanı Sayın Ertuğrul SÜER ile verimli bir görüşme yaparken aynı zamanda derneğin ve Sayın Başkanın Seyrek meydanı için düşündüğü projeyi duymakta heyecan verici idi. Zira ilçemizde sık sık eksikliğinden bahsettiğim mahalle ve semt derneklerinin önemini bir kez daha görmüş oldum. Seyrek meydanının şehircilik literatürüne bir rol model olması anlamına gelecek olan bu projenin ve sanatsal çalışmaların büyük bir emek istediği ve Sayın Başkanın, dernek yönetiminin ve Seyrekli vatandaşlar ile bu alanda yetkin sanatçıların işbirliğinden muhteşem eserler ortaya çıkmış olduğu görülmektedir. Eminim ki proje bittikten sonra Seyrek meydanını görmeye gelecek turistler olacaktır. Üniversite kenti olmasının ötesinde aynı zamanda bir sanat kenti ve botanik bahçesi olma yolunda ilerleyen Seyrek'in kitap çalışmasını yürütmek de şahsım adına mutluluk verici. Sayın Dernek Başkanımız Ertuğrul SÜER beyi ve derneğini bu güzel çalışmalarından dolayı kutluyor, misafirperverliklerinden ötürü teşekkür ediyor, kendilerine başarılar diliyorum. Her semtimizin kendisini markalaştiracak faaliyetlerde bulunması önemlidir. Elbette bunun için semtlerinde dayanışma, birlik ve beraberlik duygusunu geliştirici böylesi kültürel ve yerel kalkınmayı teşvik edici derneklere ihtiyaç olduğu da görülmektedir. Seyrek bu anlamda rol model alınmalıdır. Bu güzel projede emeği geçen ve katkısı bulunan herkesi tebrik eder, kitap çalışmalarımızın da tüm hızıyla sürdüğünü de ifade etmek isterim. Bu kapsamda elinde Seyrekköy'e ilişkin eski fotoğraf olan vatandaşlarımızın (tekrar kendilerine iade edilmek suretiyle) bunu bizlere ulaştırılmak üzere Derneğe teslim etmeleri konusunda desteklerini beklediğimi ifade eder, teşekkür ederim. Seyrek de bazı röportajlar yaparak Seyrek kitap projemize devam ettik. Bizlere ev sahipliği yapan değerli Seyrekköylülere, Hasan Durmaz'a ve Murat Fazla'ya teşekkür ederim. Yine röportaj vesilesiyle köyün geçmişi hakkındaki bilgilerini bizlerle paylaşan değerli büyüklerimize teşekkürü bir borç bilirim. Son bir not, Bakırçay Üniversitesi Seyrek’in çehresini değiştirecek ve bizler buna tanıklık edeceğiz.

TİRE: Tire'deki doğal güzelliklerin ve tarihi yapıların görülmesi gerekir. Tire tarihin, yeşilin ve lezzetin kenti olarak kendi kimliğini ortaya koyuyor. Kısa bir zaman dilimi olduğu için ancak kentteki müzeleri ziyaret edebildim. Kent müzesi Tire Belediyesi'nin katkılarıyla hizmete açılmış. Kültürel çalışmaların bir hayli yoğun ve zengin olması takdire şayan idi. Tarihi bilinç oluşturmak ve tarihi yaşatmak adına güzel bir kent müzesi oluşturulmuş. Kültürel yayınlarda bir hayli zengin içeriğe sahip. Birbirinden değerli bu güzel eserleri şahsıma hediye eden Belediye yönetimine teşekkür ediyorum. Tire Belediyesini kutluyor, diğer belediyelere örnek olmasını temenni ediyorum. Tire’de tarihi bilinci yüksek ve tarihe katkısı fazla olan bir belediyecilik gördüm. İzmir’de ne yazık ki yerel tarihe sahip çıkan ve kültürel çalışmalara destek çıkan belediye sayısı çok az. Tire Belediyesi’nin kültürel ve tarihi çalışmaları hem İzmir’e hem Türkiye’ye örnek teşkil etmeli. Bu çalışmaları için Belediye Başkanı Tayfur Çiçek’e Kent Müzesi Müdürü Edip Adanalı’ya ve Tire Belediyesi Sosyal Projeler Koordinatörü Murat Sanus’a  teşekkür ediyorum ve elbette Tire’de ev sahipliği yapan, Tire ziyaretlerimde şahsıma eşlik eden Resul KARA’ya da teşekkürü bir borç bilirim.

FOÇA: Eski Foça, yine hareketli yine tatil olması dolayısıyla yoğundu. Ancak sakinliğinden eser kalmamış gibiydi.

BERGAMA: Bergama’yı görünce aklıma gelen soru şu oldu: Menemen turizmden ne kadar pay alıyor? Menemen-turizm ilişkisi hangi aşamada olup Menemen'in turistik destinasyonlari ne ölçüde değerlendirilebilmektedir? UNESCO tarafindan Dünyanın 999. Mirası kabul edilen tarihi Pergamon Krallığınin başkenti Bergama muhteşem idi. Teleferik ile ulaşım oldukça başarılı idi. Ancak kentin içeriği ile ilgili pek fazla gözlem yapma zamanım olmadı. Ancak buradaki tarihi eserlerin görülmesi şart diyebilirim.

ÖDEMİŞ: Izmir Geneli Yürüttüğüm Çalışma Ile Ilgili Son Durağım Ödemiş Oldu. 
Bergama'dan Tire'ye, Konak'tan Aliağa'ya bir aydan beri süren gezi ve gözlemlerimin son durağı Ödemiş oldu. Patatesi ile meşhur ancak kent arşivi ve müzesi ve hatta birçok doğal güzellikleriyle görülmeye değer Izmirimizin güzel ilçelerinden Ödemiş'teki gezi ve gözlemlerim vakit darlığı nedeniyle kent merkezi ile sınırlı kalmasına rağmen bu kadarı dahi tavsiye etmeme yetti diyebilirim.

TAŞHAN: Memleketim Menemen'e veda etme vakti yaklaştığında kalan 1 haftayı da veda ziyaretleri ile doldururum. Bu kapsamda ilk veda güzel memleketimin önemli tarihi eserlerinden Taşhan'a oldu. Ortalama 420 yıllık geçmişe sahip olan ve Sultan 1. Ahmet ya da Genç Osman döneminde yapıldığı düşünülen Taşhan'da bir kahve içmeden memlekete veda etmek olmazdı. Tavsiye ederim.

MENEMEN PAZARI: Menemenimizin bereketli ve tarihe geçen meşhur pazarında gezerken fiyatlara bir göz gezdirdim. Sebzenin ve meyvenin bol olduğu bölgemizin en önemli pazarında bamya ve börülce pazarın şampiyonu olarak yarış halindeydi. Bamya 8 ile 10 lira arasında değişirken Börülce 7 ile 10 lira arasında değişkenlik gösteriyordu (gözlem tarihi 9 Ağustos 2018 gözlem saati: 10.00 - 13.00 arası)

KARAGÖL: Karagöl’de ağaç kıyımı havadisi geçtiğimiz yıldan beri gündemde. Taş ocağı, ağaç kıyımı derken güzelim Menemen Ovası ve cennetten bir köşe olan Emiralem’in temiz havası yok edilmek istenmekte. Duyarlı birkaç hemşehrimizin öncülüğünde çeşitli mücadeleler yürütülmekte. Onlara destek olunmalı ve bu ağaç kıyıma dur denmelidir. Bizde, ağaç kıyımını yerinde gördük ve doğa katliamına dur dedik. Oksijen depomuz, akciğerlerimiz Karagöl ve memleketimizin geleceği için hep birlikte mücadeleye devam dedik.
Atalarımızdan aldığımız bu emaneti bizden sonraki kuşaklara aynen bırakmak ve emanete sahip çıkmak durumunda olduğumuzu herkese anlatmaya çalıştık.Karagöldeki kıyımı yerinde görebilmek için Emiralem'den başlayan yolculuğumuz Çaltı ve Alaniçi köyleri ile devam etti. Yeni sistemde adı mahalle olsa da halk nezdinde halen köy. Bu kapsamda ziyaret ettiğimiz Çaltı köyü muhtarımiz Sayın Gürol Kaplan'a misafirperperverliginden ötürü teşekkür ederim. Keyifli bir sohbet ve lezzetli bir köy sofrası ile memleketimin doğal ortamını bir kez daha yaşadım. Bu ziyarette bana eşlik eden memleketimin değerli isimlerinden Emekli Albay Mehmet Çoban'a da teşekkürü bir borç bilirim.

TRAFİK KAZALARI VE KOYUNDERE: Menemen Garajı ile Asarlık arasında yoğun trafiğe bağlı iki kaza olduğunu gördüm. Trafiğin adeta durma noktasına geldiği bir ortamda iki şeritli yol üç şerit halini almıştı. Hatta öyle ki bu durum her gün yaşanıyordu. Ambulans bile sağ şeritten yada başka herhangi bir noktadan kendine geçiş alanı bulamıyordu. Çevre yolunun biran evvel bitmesi ve belli yerlere üst geçit yapılması şart. Koyundere de bunlardan biri...

PANAZTEPE (MALTEPE): Panaztepe, bir zamanlar ada idi. Ayak bastığım topraklar ise deniz...Ege Denizine 10 km mesafede güzel ilçemiz Menemen'in Maltepe'de semti yakınlarında Menemen-Maltepe karayolu üzerinde yer alan tahmini olarak kökleri 10 bin yıl eskiye dayanan bir arkaik dönem Yerleşkesi Panaztepe...
Roma dönemine ait mezarliktaki iskeletlerden biri henüz yeni gün açığına çıkmış idi. Görevli arkeolog arkadaşa kaç civarında iskelet bulduklarını sorduğum da aldığım cevap 200 civarı şeklinde oldu. Kazı ekibi ince ve detaylı bir çalışma ile (küçük fırça ile yavaş yavaş kazı yapmak gibi) üstün çabalarla yerin altında gizli kalmış tarihimizi gün ışığına çıkarmak için uğraşıyorlardi. Öyle ki 1985'den beri kazı çalışmaları sürüyor. Hacettepe Üniversitesi konuyla ilgili makale bildiri vb. Çalışmalar yapacağı için kazı alanına ilişkin fotoğraflar paylaşmadım. Zira yıllardan beri verilen bir emek vardı ortada. Bu sebeple bu bilgileri önemli fotoğraf ve detayları ilk defa kamuoyuyla paylaşma onurunu buradaki emekçi kazı heyeti yaşamalı kanaatindeyim. Şimdilik müthiş bir araştırma olduğunu ifade edebilirim. 
Herkesin gezip görmesi gereken bir yer. En yakın zamanda ziyarete açılmasını temenni ediyorum. Ancak üzülerek belirtmek isterim ki ben bunu görebilir miyim, bilemiyorum. Zira benim tahminime göre ince ve dikkatli işçilik ve araştırma süreci gerektirdiği için 100 yılı aşkın bir zaman gerekebilir. Elbette şimdilik ufak bir kısmı ziyarete açılabilir. Ancak tamamının incelenip arkeoloji parkı olarak turizme açılması ve o sahanın tüm bilgilerinin açığa çıkması bir asır zaman gerektirebilir. Buradan elde edilebilecek yeni bulgularla bölge tarihi değişebilir. Kazı ekibi başkanı Prof. Dr. Armağan Erkanal ve ekibine başarılar diliyor, kökeni 8-10 bin yıl eskiye kadar inen bu tarihi yerleşimin en yakın zamanda turizme kazandırılmasını ve değerli bilgileri elde edebilmeyi umuyorum. 

TARİHİ FIRSAT: Havuçlar köyünün sonradan dağıldığının ve göçmenler tarafından oluşturulmuş Koyundere'ye katıldığını gösteren bir somut belge arıyordum ki, APIKAM Kütüphanesinde araştırmalarım esnasında ortaya çıktı hem de tesadüfen bir Gaziemir haritasında. 1931 yılına ait bir Gaziemir haritasına baktığımızda Gaziemir ve çevresindeki yerleşimleri görmekteyiz. Ancak dikkatleri çeken bir husus var ki; Izmir- Çanakkale karayoluna baktığınızda kendini gösteriyor. Ulucak (bugünkü adıyla Ulukent eski adıyla Uluocaklı) ve devamında Havuçlar köyü... Yanında da Koyundere köyü yer almaktadır. İşte ispat ve belge. Tesadüfün böylesi, büyük şans doğrusu.

Aslında başka yerlere ilişkin gezi ve gözlemlerim de oldu. Ancak genel hatlarıyla bu şekilde bir derleme yapmak mümkün.Bilhassa toplumsal anlamda yapmış olduğum gözlemlerim de mevcut ve en az bu gezip gördüklerim kadar mühim. Başka bir gün onları da paylaşmak üzere...

Mehmet GÜLEÇ

Araştırmacı-Yazar

Diğer İçerikler Tümü
MENEMEN'İMİZİN NÜFUSU 180 BİNE YÜKSELDİ

04 Şubat 2020 19:37

MENEMEN'İMİZİN NÜFUSU 180 BİNE YÜKSELDİ

MENEMEN İSMİ NEREDEN GELİYOR?

15 Mart 2019 19:56

MENEMEN İSMİ NEREDEN GELİYOR?

ALDIĞI VE VERDİĞİ GÖÇLER BAĞLAMINDA MENEMEN

09 Şubat 2019 15:43

ALDIĞI VE VERDİĞİ GÖÇLER BAĞLAMINDA MENEMEN

MENEMEN NÜFUSU

03 Şubat 2019 13:16

MENEMEN NÜFUSU

MENEMEN NOTLARIM - 4

14 Eylül 2018 16:25

MENEMEN NOTLARIM - 4

MENEMEN NOTLARIM-3 (EMİRALEM)

09 Eylül 2018 17:12

MENEMEN NOTLARIM-3 (EMİRALEM)